Çınar Altı

Perşembe, Haziran 13, 2006 - Zihniyet Devrimi...

Kategori: Makale

Çınar Altı

mrbarlas@hotmail.com

 

Zihniyet

 

Toplumumuz farklı etnik kökenlere, zengin kültür temeline dayanan dolaysı ile farklı beklenti ve tatminlere sahip bir yapıdadır.

 

Ancak bütün bunlar, toplumun farklı beklentilerine ortak çözümler üretilmesine engel değildir.

 

Birlikte yaşama alışkanlığı, beşeri ilişkilerde samimiyet, sosyal dayanışma ve sorumluluk basireti kişilerin birbirlerine karşı duyduğu saygının göstergesidir. Bunların temelinde güven ve dürüstlük yatmaktadır. Etrafında bulunan kişilere güveni ve saygısı olmayan kişi,  kendisine verilen görevlerde yetki ve sorumluluk dağıtımında tereddütler yaşayacak ve tüm yetkileri kendi üzerinde toplayacaktır.

 

Yeryüzünde en önemli değer insandır. Toplumsal sistemlerin bu sebepten dolayı insan merkezli olarak yapılanması gerekir. Bunun anlamı, insanı bir bütün olarak yüceltecek unsurlara önem vermektir.

 

Halkımızın sağduyusu yüksek, pratik zekâsı üstündür. Kendi sorunlarına patrik çözüm bulmakta mahirdir. Bu anlamda girişimcilik becerisi gelişmiştir.

 

Ancak, ülkeyi ve toplumu yönlendirip yönetecek eğitimli ekiplerin, geleceği şekillendirecek uzun dönemli sorunlara çözüm üreten bilimsel düşünce tarzına sahip olması gerekir.

 

Eğitimli insanlarımızın bağımlı davranış kalıpları yerine bağımsız ve başarıya yönelen bir davranış kalıbına taşınmaları gerekir. Çalışma ve başarı şevki, hem bireysel, hem de işbirliğine dayalı ortak çalışmanın temeli olacaktır. İnsanlarımız birbirini engellemek yerine, başarıya birlikte koşan, sosyal sorumluluk sahibi, ekip çalışmasına yatkın yeni bir anlayış ve davranışa yönlendirilmelidir.

 

Ülkemiz insanı genelde Ata Erki bir aile yapısına sahiptir. Bu yapının gereği yetkiler aile reisi üzerinde toplanır. Bu alışkanlık yıllardır etkisini tüm hayatımıza yaymıştır. İş hayatında, gruplaşmalarda, kulüp, dernek, kurum, şirket vb. birlik merkezlerinde bu alışkanlıkların etkisini sürekli ve büyük bir çoğunluğu ile görmekteyiz. Hatta farklı bir idare ile yetki dağıtımı ve sorumluluk dağıtımı anlayışı ile çalışan birlik merkezleri kendilerini ÇAĞDAŞ İDARE edilen yerler olarak nitelemektedir. Başarılarını da bu idare şekline bağlamaktadırlar. Yani birçok birlik merkezimiz bu mantıkla bakıldığında "ÇAĞDIŞI İDARE edilmektedir" varsayımı ortaya çıkıyor.

 

Burada birkaç soru çıkmakta karşımıza;

·         Toplum olarak birbirimize güvenmediğimiz için mi, Ata Erkil yapının etkisi olarak mı görev yetki dağılımını gerektiği oran da yapmıyoruz?

·         Yetki dağılımı ÇAĞDAŞ İDARE biçimi ise biz neden ÇAĞDIŞI İDARE 'de ısrar ediyoruz? Yoksa diğerleri mi yanılıyor?

·         Belki de ülkemizde idare edenler haricinde idare edebilecek vasıfta ve kapasitede kişi yok. İdare edilenlerin tümü vasıfsız kişiler mi?

·         Bu vasıfsız insanlar ülkemize nereden geldi, neden içimize aldık veya bu insanlar hep vardı da biz mi vasıflı hale getiremedik. Yoksa bizim eğitim sistemimizde mi bir hata var?

·         Eğitim sistemimiz iyi de aile yapımızda mı sorun var?

·         Belki vasıflı kişiler varda biz bu insanlara ulaşamıyoruz. Belki de yanlış alanlarda kullandığımız için farkında değiliz özelliklerinin.

·         Yoksa ülke insanımızın üstün özelliklerinden biriside tüm bilgi ve becerilerin belirli kişilerde toplanması mı?

 

Toplumumuz içerisinde sıfat, mevki, itibar ve güç her zaman sahip olunan makam, para gücü ve zor kullanma özelliği ile değerlendirilmektedir. Bir derneğin başkanı, bir birliğin başkanı ve hatta apartman yöneticiliği bile kişisel tatmin sağlayan mevkiler olmaktadır. Oysa bu ve benzeri sıfat ve mevkiler her zaman görev merkezi olmak zorundadır ve bu noktalarda bulunan kişiler her türlü yeterliliğe, paylaşma becerisine, idare kabiliyetine, bilgi ve temsil yeteneğine sahip profesyonel çalışma anlayışında kişiler olmak zorundadır.

Bir diğer konuda ekip çalışmasına, yetki dağıtımına uygun yapıda olmalıdır. Ortak başarıdan şahsi pay çıkartabilecek yapıda ki kişi ortak başarısızlıktan da kendini sorumlu tutabilecek erdem ve gelişmişliğe sahip olabilmelidir. Başkalarını olumsuz eleştirdiği orandan daha fazla kendisini eleştirebilecek büyüklüğü gösterebilmelidir.

 

İnsanımızı yetiştirirken, bağımlı insan kişiliği yerine; sosyal ilişkilerde saygılı, yaratıcılık ve karar vermede özgür, onurlu ve erdemli insanlar yetiştirmeyi esas almamız gerekmektedir.

 

İnsan hayatında öne geçişi sağlayan atılımların temelinde, yaratıcı zihniyet vardır. Öncülük farkını yaratan zihniyettir.

 

Öyleyse her şeyden önce zihniyet devrimi gereklidir.   

 

M.Refik BARLAS

Ekonomist  10.07.2006

 

Yayınlanma     : 13.Temmuz.2006  Zafer Gazetesi

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Makalelerim ve denemelerimin yer aldığı bir site...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
BOMEL YAPI
HYP
ASPEN

Kategoriler

Arkadaşlarım

mozsarac
ozsarac