Cumartesi, Ekim 18, 2006 - Yaş 25 Haydi Meclise
mrbarlas@hotmail.com
Yaş 25 Haydi Meclise
Milletvekili seçilebilme yaşımızı 25’e indirdik. Ama eski siyasetçilerimiz bu işe yıllarını vermiş kemikleşmiş siyasetçiler, 25 yaşında ki vatandaşa vekil olabilmesi için yol verebilecek mi? Genç bir vekilin saygınlığını koruyabilmesine, ülke idaresi için fikir üretebilmesine yardımcı olabilecekler mi?
Ülke nüfusumuzun %54’ünü oluşturan kadınlarımızın siyasette hak ettiği çoğunluğa ulaşması gereği gibi genç nüfus oranının yüksek olduğu toplumumuzda 25 yaşında ki bir gencin de ülke idaresine katılması gerçekten de gerekli idi. Peki, Yalnızca yasa çıkarmış olmakla bu işi başarmış sayılayacak mıyız? Atalarımızın gençlerin aile ve topluluk içerisinde davranışları belirleyen “ İbrik konuşursa emzik susar” deyimini, anlamı dışında meclis salonuna da taşırsak bu gençler ne ifade edecekler?
Gençleri meclise taşırken, büyüklerde kendilerini şöyle bir yoklasınlar. Dinamizmi, üretkenliği, hızı, görüş farklılıklarını, bakış açısı farklılıklarını, duymaya, uygulamaya ve kabul etmeye hazırlar mı? 60 yaşında ki eski bir siyasetçi ile 50 yaşında ki yeni bir siyasetçi ile 25 yaşında ki bir gencin görüşleri, olayları değerlendirme biçimi mutlaka aynı olmayacaktır. Temennim gençliğin siyasi arenada harcanmamasıdır. Vekillik, alt yapıdan yetişen bir futbolcu gibi değildir. Amatör kümesi de yok, B takımı da yok. İşin içine doğrudan A takımdan başlarsın. Her türlü acemiliğin ile her türlü deneyimsizliğin ile siyaseti kendi sahasında yaşayarak öğrenirsin. Gençlere karşı bu tecrübe sürecinde gerekli sabrı ve anlayışı gösterebilecek miyiz? Cumhuriyet ile birlikte kadınlarımıza açtığımız meclis yolunun bu gün için ne kadar aşındığı tartışılır. Bu yasanın da kâğıt üzerinde kalmaması dileğimiz.
Televizyon programları içerisinde tek eksiğimiz Hafiyesi Mahmut’tu. Şükür o da oldu. Yerli özel dedektifimizin başarılı çalışmalarını doyasıya izlettiriyorlar bizlere. Televizyon kanalı zihnini yormak istemeyen insanlarımızın boş boş seyretme sevdası ile yakaladığı raiting sayesinde reklâm geliri sağlayarak para kazanıyor, özel dedektifimizde kendisinin ve işinin reklâmını yaparak popülaritesini ve tanınmışlığını artırıyor. Medyatik dedektifle çalışmak insan başka bir keyif ve onur verir ya. Şimdi bu iki taraf gayet güzel kazanıyor. Doğanın bir kanunu vardır. Terazi kefesi gibi. Eşitlemek için birisine bir şey koyarsan diğer tarafa da bir şeyler koymak lazım ki terazi teraziliğini yapsın, denge sağlansın. Kazanan taraf belli yani kefenin dolu olan tarafı ve ne kazandıkları da belli. Olaya konu olan kişileri de kazanalar arasına koymalı aslında. Gerçekten kendi rızaları ile kayıt yapılıyor veya burada rol alıyorlar ise onlar zaten dengedeler. Para kazanıp onur ve kişilik kaybediyorlar. Esas kaybeden kim peki, kefenin boş tarafına kimi koymalıyız. Geriye ne kaldı ki, izleyenlerden başka. Onlar kim? Bizleriz, Türk halkı. Biz ne kaybediyoruz? En başta en değerli şeyi zamanımızı kaybediyoruz. Aklı ermeyenler, düşünemeyenler kültürünü, geleneğini, ahlak değerlerini ve kendilerini kaybediyorlar. Siz farklı düşüne bilirsiniz. Ama bana ne elin adamının karısını başkası ile yakalatmasından. Bana ne elin kocasının kimle yatıp kalktığından. Bir derdimiz bumu kalmıştı bizim.
Yeteri kadar show yapılırken, kaynanalar, gelinler, ağlayan sızlayan delikanlımsı psikopat yapılı tipler yetmedi, bunların danışıklı dövüş senaryoları ile kazanılan dolarlar az geldi yeni bir tane daha bulduk.
Birde ekranın arkasından bakalım olaya. Biraz önce rahatsız olan izleyici idik. Şimdi de para kazanmak isteyen yapımcı, yayıncı adı her ne olan kişi olalım. Para kazanacağız ve bize para kazandıracak milyonlarca göz, onun yarısı kadar da beyin var. Hepside ekran başında bekliyorlar. Onlar orada beklediği müddetçe de biz bu tür yayınları yaparız arkadaş diyorlar. Doğru da söylüyorlar. En doğal haklarını kullanıyorlar. Serbest piyasa sisteminde, demokratik yönetimde hiç kimse onları engelleyemez.
Bizde engelleyemeyiz. Böyle bir niyetimiz de yok. Ama ben kandırılmaktan, zamanımın ve beynimin boşa harcanmasından, bir de üzerimden para kazanılmasından hoşlanmıyorum.
M. Refik BARLAS
18.11.2006
Yayınlanma 19.11.2006 http://www.hyp.org.tr/haber.asp?hid=2461
21.11.2006 http://www.haber27.com/author_article_detail.php?id=421
28.11.2006 Zafer Gazetesi
|