Perşembe, Eylül 26, 2006 - Hocanın Dediği
mrbarlas@hotmail.com
Hocanın Dediği
Yıllardır, çok da eski değil yaklaşık 60 yıldır bize söylenenleri yapmasaydık ne olurdu?
Köy enstitülerinizin çalışma biçimi sizin halkınız için uygun bir eğitim değil tarımsal toplum geri kalmış bir toplumdur. Gelişin ve bu enstitüleri kaldırın dediklerinde hiç kulak asmadan biz toprakla büyüdük, toprakla kalkınmamızı destekleyebiliriz diyebilseydik.
Demiryolları yatırımlarınızı durdurun ve karayollarına kaydırın, karayolu ile daha hızlı ve çok yerlere ulaşabilirsiniz dendiğinde karayolu da yaparız, demiryolu da yaparız diyebilseydik.
İlk uçak fabrikamızın oluşumunda aman arkadaş ne gerek var bırakın biz size çok daha ucuza uçak verelim dendiğinde, olsun şimdi pahalı yaparız sonra ucuz yaparız ama biz yaparız diyebilseydik.
Savaş var dünyada, siz girmeseniz de çok sıkıntı çektiniz gelin size yardım edelim de biraz rahatlayın, kredi verelim yemek verelim dendiğinde, biz zerdalinin çekirdeğinden ekmek yapıp yemiş milletiz, karne ile aşımızı alırız yinede size borçlu ve minnettar kalmayız diyebilseydik.
Halkınız eğitimsiz ve bilgisiz, sizi eğitelim, size nasıl gelişilir öğretelim dendiğinde, biz size bakar bizim için lüzumlu ne var ise alırız. Eğitimcimiz de var aman bizden uzak durun diyebilseydik.
Akıllı insanlarınızı bize gönderin onları biz eğitelim ve tekrar size gönderelim, bizim imkânlarımız geniş sizden daha iyi öğretiriz her şeyi dediklerinde, eğer bizi geliştirecekseniz bizim kontrolümüzde bu işi yapalım gönderin eğitimcilerinizi diyebilseydik.
Kent nüfusunuz az sanayilerinizi şehirlerde oluşturun ve kırsal nüfusu kentlerde toplayın hızlı büyürsünüz dediklerinde, hayır biz kırsal alanda da sanayi oluşturabiliriz kentsel alanda da diyebilseydik.
Petrolünüzü biz bulalım size yardımcı olalım dediklerinde, tamam ama bizim denetimizde çalışacaksanız gelin, karar ve haklar her zaman bizde olacak diyebilseydik.
Biz sizin gibi az gelişmiş ülkeler için bir fon kurduk bu fonu yöneten kurmaylarımız sizin ekonominizi düzeltsin dediklerinde, biz bu fon işinin içinden çıkamayız en iyisi kendi yağımızda kavrulalım da sonradan başımız ağrımasın diyebilseydik.
Ülkenizde ki farklı etnik kökenlerin haklarına saygı göstermiyorsunuz biz sizin için bu işi çözeriz dendiğinde, hep bir ağızdan biz bir bayrağın milletiyiz, kendi problemlerimizi kendimiz çözeriz siz kendi köklerinize bakın diyebilseydik.
Dininizin çok ağır kuralları var, biz sizin için bunları biraz azalttık bakın daha ılımlı olacaksınız dendiğinde, size gerek yok bize dinimizi öğretecek kılavuzumuz, kitabımız var, biz okur ve öğreniriz siz kendi dininizle uğraşın diyebilseydik.
Etrafınızda düşmanlarınız var ama biz size dostuz gelin bizim yandaşımız olun dediklerinde, biz kim düşman kim dost biliriz, kendi düşmanımızı da dostumuzu da biz seçebiliriz diyebilseydik.
Daha çok saya biliriz. Ama bunları o kadar güzel ve tatlı söylemişler ki, hocalarımızı kıramamışız. Her söylediklerini emir telakki etmiş uygulamışız. Üstelik bizlere parmak parmak bal vermişler. Biz işaret parmaklarında ki balı afiyetle yalarken orta parmakları gözümüzü çıkarmış. Sonra demişiz ki yahu bal bana pek yaramadı. Ne zaman bal yesem gözüm ağrıyor.
Ve yıllarca beklemişiz. Ne zaman mutlu sona ereceğiz diye. Bir gün bir gariban soruvermiş. Hocam bu kıtlık ne zaman geçecek? Hocamız kırk yıl evladım demiş. Sonra hocam sonra ne olacak? Alışacaksınız evladım, alışacaksınız. Siz merak etmeyin biz her şeyi düşündük.
Geçmişi okumak kolay, her şey yaşanmış ve bitmiş, sonuçlar ortaya konmuş. Bu günde geleceğin geçmişi değil midir? Yıllar sonra bu günleri de anlayacağız. Şimdi, nasıl geçmişimizi görebiliyorsak. Bir terslik yapalım, zor olanı yapalım ve bu günden geleceğe bakalım. Kendimizce olabilecekleri varsayalım bu günkü şartlarda. Sonrada bir kenara yazalım bu varsayımlarımızı. Hiçbir şey yapamasak da yıllar sonra kendimizi denemiş oluruz. Geleceği görebilmiş miyiz diye… Denemekle bir şey kaybetmeyiz. Korkumuz yok ise gerçekle yüzleşmekten. Sonra bu güne dönelim, biz olalım ve yapmamız gerekeni yapalım.
M.Refik BARLAS
24.10.2006
Yayınlanma 27.10.2006 Zafer Gazetesi ve www.haber27.com
|