Çınar Altı

Pazartesi, Haziran 17, 2006 - Hedef Sektör - Tarım I

Kategori: Makale

Çınar Altı

 

 

                                                                                          mrbarlas@hotmail.com

 

Hedef Sektör - Tarım  I

Tarım ve hayvancılık sektörü insanların yiyecek, giyecek ve barınma gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmasında ki en önemli ve vazgeçilmez rolü nedeni ile tüm ülkelerin özel politikalar geliştirdiği bir alandır. Küreselleşme ve liberal söylemlere rağmen gerek ABD, gerekse AB tarımı çok yüksek düzeylerde korumaya ve desteklemeye devam etmektedir.

 

Ülkemiz için tarım ve hayvancılık, milli gelire yaptığı katkı, sağladığı büyük istihdam imkanları, dışa bağımlılığı ortadan kaldırabilecek potansiyeli nedeni ile ekonomik, beslenme ihtiyacına karşılık verebilme özelliği ile de sosyal açıdan çok önem taşıyan bir sektördür.

 

Ayrıca sanayileşmenin temeli, dinamosudur. Ülkemiz tarım sektöründe kendine yeterlilik açısından dünya ülkelerinin birçoğunu geride bırakabilecek iklim, nüfus yapısı, ekilebilir arazi miktarı ve toprak yapısına sahiptir. Ancak 1945 yıllarından sonra tarım, sanayileşmenin gerisinde tutulmuş, sanayileşme yalnız başına kalkınma olarak değerlendirilen bir uygulama içerisine girilmiştir. Bu sebeple de saniyeleşme sürecinin bir tarafı sürekli eksik kalmıştır. Köy Enstitülerinin pasifleştirilmesi ve zaman içerisinde faaliyetlerinin durdurulması bu anlamda büyük bir hata olarak tarihimizde yer almıştır.

 

Dünya tarihinde, toplumların gelişmesinin tarım ve hayvancılık faaliyetleri ile başladığı malumdur. Geniş bir tarihi geçmişi izlemek yerine yaklaşık 60 yıllık geçmişi olan İsrail devletinin gelişme seyri bize bu özeti vermektedir. Ama çok önemli bir farkla, coğrafya ve iklim farkı ile.. İsrail bir çöl üzerine kurulmuş, kısa sürede ilk kalkınmanın tarımla olacağı gerçeği ile ülkesini bir vaha haline getirmiştir. Tarım teknolojilerinin mucidi olmuş, sera tekniklerini geliştirmiş, bu teknikler için gerekli sanayi teknolojisini oluşturmuştur. Su ve toprak yapısının aleyhte olmasına rağmen tarım ülkesi olma başarısını göstermiştir. Kalkınma sıralaması ise tarım, tarımı destekleyen sanayi, tarımsal ürünlerden oluşan sanayi ve teknoloji sanayisi olarak bu günlere gelmiştir. İsrail’in siyasi ve etnik yapısı bu noktada bizi ilgilendirmiyor. Ama tarımsal ve reel sektörde teknolojiye ulaşma süreci ve yöntemleri bize çok şey anlatıyor.

İsrail ile Türkiye’yi mukayese edersek, toprak yapısı ve miktarı olarak çok çok üzerindeyiz, iklim olarak her an yurdumuzun dört bir tarafında dört iklimi de yaşaya bilecek şansa sahibiz, tarım ve hayvancılığın damarı su ülkemizde fazlası ile mevcut, insan gücü derseniz 5 katı fazla tarım gücümüz var. Peki, eksik olan ne?

 

Eksiklik; Eğitim, bilgilendirme, yönlendirme, planlama, koordinasyon ve değerlendirme ve tüm bunları tamamlayacak ciddi ve yılmadan yapılacak uygulamalardır.

 

İlk yapılması gereken uygulamalardan birisi, oluşturulacak Agroparklarda, tohum üretiminin tam kontrol altına alınarak, tarımsal ürün tohum bankasını oluşturmak ve sürekli çeşitliliğinin arttırılması ve gelişmesini sağlamaktır. Yani ipin ucunun elimizde olması şarttır. Aksi için ithal hibrit tohumlar en güzel örnektir. Bu tür genleri ile oynanmış inorganik tohumlar, mahsul sırasında üretimin devamlılığını sağlayabilecek tohum vermezler. Bu da tarımsal üretimin dışa bağımlılığını şart koşmaktadır. Nedense hemen hepsi de ithaldir.! Ülkemize has tarım ürünlerinin süratle kontrol altına alınması şarttır.

 

Tarım ve hayvancılık sektörünün tarım bürokratlarının kontrolünden, tarım teknokratlarının yönlendirmesine geçmesi gerekmektedir. Çiftçi ve köylünün eğitim ve yönlendirilmesinde Ziraat Odaları ve Tarım Kredi kooperatiflerinin aktif rol üstlenmesi, edilgenlikten kurtulması gerekmektedir. Tarım Bakanlığı bünyesinde, tarımsal diğer birimlerin örgütlenmesinin yenilenmesi ve bölgesel AR-GE birimleri oluşturup katılımcı ve işbirliği anlayışı ile lokal merkezler haline getirilmelidir.

 

Ülke tarımsal üretiminin genel ana hatlarının belirlenerek, bölgesel üretim programlarının oluşturulması, desteklenmesi ve üreticilerin yönlendirilmesi gerekmektedir. Oda ve birlikler ile de kontrol işlemlerinin yapılması, aynı zamanda eğitim ve bilgilendirme işlevlerinin yürütülmesi gerekmektedir. Kısaca tarım teknokratlarının tam anlamıyla aktif hale gelmesi gerekmektedir.

 

Oluşacak bu ulusal program içerisinde Türkiye’nin çıkarlarına ters düşebilecek olan dış müdahalelere kesinlikle izin verilmeyecektir.

 

Diğer önemli bir konuda ürünlerin pazara ulaştırılmasıdır. Mevcut birlikler, artık iş görme yeterliliklerini kaybetmiş, siyasi merkezler olarak kadrolaşma, pastadan pay alabilme yarışı nedeni ile amaçları dışında faaliyet gösteren kurumlar haline getirilmiştir. Yenilenmeleri veya yapılarının tamamen değiştirilerek gerçek anlamda tarıma destek verebilecek, çiftçi ve köylüyü kalkındırabilecek kurumlar haline getirilmeleri gerekmektedir. Üretici ile tüketici arasında ki verimsiz aracılık sistemini kaldırarak, üreticinin doğrudan tüketiciye ulaşabilmeleri sağlanmalıdır. Bu anlamda, tüketicinin ucuz ürün elde etmesi sağlanırken, üreticinin de karlılığının artması hedeflenmelidir.

 

Bu günkü yazımı Stirner’in bir deyişi ile bitirmek istiyorum;

 

Büyükler neden büyüktür, bilir misiniz?

Biz, dizlerimizin üstüne çökmüşüz de ondan.

Artık kalkalım!

 

 

M.Refik BARLAS

13.07.2006

 

Yayınlanma          : Zafer Gazetesi   17.Temmuz.2006  Pazartesi

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Makalelerim ve denemelerimin yer aldığı bir site...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
BOMEL YAPI
HYP
ASPEN

Kategoriler

Arkadaşlarım

mozsarac
ozsarac